Dinleme Becerisi Üzerine

Dinleme Becerisi

Gerek aldığım eğitim gerekse kendimi geliştirmek adına yaptığım araştırmaların sonucunda dinleme becerisi üzerine çok şey öğrendim. Çünkü bir insanı "anlayabilmek" dünyanın en zor işlerin biri. Geçtiğimiz günlerde Berkeley Fizik Profesörü Richard Muller'in harika bir anısına denk geldim. Dinleme becerisi üzerine öğretici olduğunu gördüğümden blogumda paylaşmak istedim.

Bir başka Fizik Profesörü olan Freeman Dyson ile öğle yemeğine çıkan Richard Muller, yemek sonrası yaptıkları sohbet üzerine düşünmeye başlar. Dyson'ın birkaç anahtar sorudan sonra uzun süre sessiz kaldığını farkeder.

Yemek sırasında Muller, onun yanıtlarını dinlemesinden gurur duymuş ve konuşmasına devam etmiştir. O anda durumun farkında olmayan Muller, kısa bir beyin egzersizinden sonra Dyson'ın yıllar içinde geliştirdiği bir konuda pratik yaptığını anlar: dinleme becerisi.

Çünkü yemek sırasında fark etmiştir ki, Dyson onunla ilgili bir şeyler öğrenmiş olmasına rağmen, Muller ondan hiçbir şey öğrenmemiştir. Ertesi gün bir öğle yemeğine daha çıkarlar ama bu sefer çok fazla konuşmamaya dikkat eder. Dyson'ı harekete geçirecek sorular sormaya konsantre olmuştur. Yaptığı denemede başarılı olan Muller, Dyson ile çıktığı o yemekte onun fizik, matematik ve dünya hakkındaki keskin görüşleri hakkında çok şey öğrenmiştir.

Kıssadan hisse: Dinleme dediğimiz unsur aslında bir sanat. Konsantre bir şekilde yapılan dinleme, ilgili soruları gerçek zamanlı olarak sormanızı sağlar ve karşınızdakini daha iyi anlamayı kolaylaştırır. İyi bir dinleyici olun!

En İdeal Sunum Süresi

En ideal sunum süresi

Daha önceki tecrübelerimden ve bazı çuvallama deneyimlerimden sonra ciddi bir araştırma sürecine girdim: En ideal sunum süresi nedir? 

Geçtiğimiz yılın sonuna doğru akademik bir ortamda bildiri sunma fırsatına sahip olmuştum. Lisans öğrencisiyken bunu yapmak benim için zordu ve geç kabul edilmemden ötürü zamanım kısıtlıydı. Araştırdığım konuya hakim olmama rağmen iyi bir çalışma ortaya koymak istiyordum. Tecrübesiz olmanın büyük bir dezavantaj sağladığını sonradan öğrenecektim.

Sempozyum başladığında ilk sunumları dinlemek için konferans salonuna gittim. Tam 15 dakika süremiz vardı ve zamanı kontrol etmek önemliydi. İnsanlar çuvallayınca ben aydınlandım ve ilk oturumdan çıkarak otel odasına döndüm. Hazırladığım slaytta 50'den fazla sayfa vardı ve kısa sürede azaltmalıydım. Benim bildirim ertesi gün olduğundan otel odasına kapandım ve çalışmayı kısaltabildiğim kadar kısaltmayı denedim. Kendimce başarılı olduğumu sanıyordum, kendi bildirimi sunduğum sırada, 15 dakika dolmasına rağmen hala bitirememiştim. Moderatörün gözüne baktım ve artık sonuca bağlamam gerektiğini anladım. Bilgileri toparladıktan sonra 18 dakika gibi bir sürede kürsüden indiğimi farkettim. 

Asıl konuya dönecek olursak, ideal sunum süresini ve programlamasını ayarlamak önemli. Bunu yapabilmek için Guy Kawasaki'nin 10-20-30 Kuralı'na inanın, secde edin:

Guy Kawasaki 10-20-30 Kuralı

  1. En fazla 10 slayt
  2. Sunum için 20 dakika
  3. Minimum yazı tipi (font) boyutu 30pt
Yukarıdaki kuralı uygularsanız, yalnızca önemli noktalara konsantre olmayı ve saçmalamayı bırakmayı öğreneceksiniz. Bu kural bulunduğunuz ortama göre biraz esneklik kazanabilir, benim durumumda 15 dakika gibi bir sürede anlatmaya çalışmak gibi. Yine de 10 slaytı aşmamaya dikkat etmek gerekiyor.  

Çok Haklısın George Lucas

George Lucas

"İster Julius Caesar, Napoleon ya da Adolf Hitler olsun, demokrasiden vazgeçme fikrini -çoğu zaman kriz dönemlerinde vazgeçilir- tarih boyunca görürsünüz" - George Lucas

Galaktik Cumhuriyet Parlamentosu'nun Palpatine'in başını çektiği darbeyle yıkılmasına şahit olduğunda Padme Amidala Naberrie'nin gözlemlediği gibi, özgürlük bazen alkışlar eşliğinde de ölüyordu. 

Popülist Siyasetçiler

Popülist Siyasetçiler

Popülist siyasetçileri demokrat siyasetçilerden ayıran, yegane geçerli iradenin kendilerine oy verenler olduğunu savunmalarıdır. Böylece aslında demokratik anlayışın temelinde olması gereken çoğulculuğu baştan arka plana atarlar.

İç Sıkıntısı

İç Sıkıntısı

Her zaman olan bir şey değil. Korkuyla karışık bir zaaf.