Witcher'ın 10. Yılı

Witcher'ın 10. Yılı

The Witcher serisinin üzerine hangi oyunu yazarsın diye sorsalar, uzun uzun düşünür, belki 1-2 oyun söyleyebilirim. Ama dediğim gibi uzun uzun düşünmem lazım.

İlerleyen dönemlerde bu oyunu neden bu kadar çok sevdiğimi anlatacağım. Bu yazıyı kısa tutmak istiyorum. Çünkü The Witcher serisinin 10. yılına özel bir video yayınlandı. M. İhsan Tatari'nin güzel çevirisiyle birlikte bloga güzel bir anı olarak bırakalım:


"Kahretsin, görüşmeyeli çok uzun zaman oldu. Beni bilirsin, bir yere yerleşmekte oldukça zorlanırım. Ama… Regis yaşlandığımı söylüyor. Hah! Arada sırada uğrayıp Triss için bazı otlar getiriyor. Hiç görmediğim türde şeyler… Yennefer’ı da alıp laboratuvara kapanıyorlar ve bütün gün bir şeyler kaynatıp duruyorlar. Onları rahatsız etmeye cesaret edemiyorum.

Şikâyet ettiğim falan yok. Böylece bizim çocuklara kontratları için yardım edecek vakit bulabiliyorum. Yine de… Sadece yakınlardaki işleri alıyorlarmış gibi düşünmeden edemiyorum. Lambert artık burada yaşıyor sayılır.

Dediğim gibi, kolay kolay yerimde duramam ama… İşler burada gayet iyi, biliyor musun? Ben de iyiyim. Gwent oynuyor, şarap içiyor, bazı geceler Annarietta’nın bağlarından üzüm aşırıyoruz. Vesemir bundan bilhassa keyif alırdı.

Seninle pek çok badire atlattık. Aslına bakarsan beni herkesten daha iyi tanıyorsun. Eğer sen olmasaydın burada olamazdım. Her şey için teşekkürler. Ve şunu bil ki hepimiz seni çok özlüyoruz eski dostum.

O yüzden, bugün benim doğum günüm olabilir ama ben senin şerefine kadeh kaldırmayı tercih ediyorum. Anlat bakalım, görüşmeyeli neler yapıyorsun?"

Kabul Edilmesi Zor Gerçekler

Kabul Edilmesi Zor Gerçekler

  1. Her gün gerçekten çok çalışabilir ve bir şekilde başarısız olabilirsiniz.
  2. Biz bencil varlıklarız. Yaptıklarımızın birçoğunu kendimiz için yaparız. İnsanlara yardım ediyoruz, çünkü iyi hissettiriyor.
  3. Her zaman olmak istediğiniz kişi olamazsınız. En azından her durumda değil. 
  4. Birçok insan dezavantajlı doğar. Bunun adil olmadığını düşünürüz, ancak hayatın adil olması gerekmiyor.
  5. Kimi seveceğinizi seçemezsiniz. Karşılıklı değilse gerçek aşk yoktur.
  6. Büyüdükçe sorumluluklar artar, hayat daha da zorlaşır. 
  7. Sosyal medya toplumu daha kötü hale getirmedi, insan doğasını daha açık bir şekilde ortaya koydu.
  8. Aşırı dürüst insanlar bu gezegene ait değiller.
  9. Bilgi aşağılanmaz, bilgiye tapılır.
  10. En kötü şeyler sadece senin başına gelmiyor, kendini ne sanıyorsun?

Rorschach

Rorschach
Bu omurgasız dünya muğlak metafiziksel güçler tarafından şekillendirilmiyor. Çocukları öldüren Tanrı değil. Onları kasap gibi doğrayan ya da köpeklere besleyen alınyazısı değil. Biziz. Sadece biz. -Rorschach 
Watchmen'i henüz izlemediyseniz bir an önce izleyin. Yukarıdaki alıntıyı eski notlarımı karıştırırken buldum. Ne kadar muhteşem bir film olduğunu yeniden anımsadım. Cinayetler, dünyanın iğrençliği, isyanlar, ayrımcılık ve ırkçılık gibi toplumda gördüğümüz birçok sorunun kaynağının "insan" olduğunu harika bir şekilde ortaya koyuyor.

Bir ara tekrar izleyeyim.

Böyle Bir Şey Olabilir Mi?

Aldous Huxley
Maybe this world is another planet's hell. -Aldous Huxley
Belki de bu dünya başka bir gezegenin cehennemidir. Bir süredir Aldous Huxley tarafından dile getirilen bu sözü düşünüyorum.Sürekli zihnimde canlanıyor. Dini bir ifade taşıyor olsun ya da olmasın, insanda sürekli okuma isteği uyandırmıyor mu?

Cidden, birçok din cehenneme gitmeme üzerine vaaz veriyor. Her şey bunun üzerine kurulu. Ancak şu an yaşadığımız gezegenin cehennem olduğunu anlamak korkutucu olmaz mıydı? 

Dinleme Becerisi Üzerine

Dinleme Becerisi

Gerek aldığım eğitim gerekse kendimi geliştirmek adına yaptığım araştırmaların sonucunda dinleme becerisi üzerine çok şey öğrendim. Çünkü bir insanı "anlayabilmek" dünyanın en zor işlerin biri. Geçtiğimiz günlerde Berkeley Fizik Profesörü Richard Muller'in harika bir anısına denk geldim. Dinleme becerisi üzerine öğretici olduğunu gördüğümden blogumda paylaşmak istedim.

Bir başka Fizik Profesörü olan Freeman Dyson ile öğle yemeğine çıkan Richard Muller, yemek sonrası yaptıkları sohbet üzerine düşünmeye başlar. Dyson'ın birkaç anahtar sorudan sonra uzun süre sessiz kaldığını farkeder.

Yemek sırasında Muller, onun yanıtlarını dinlemesinden gurur duymuş ve konuşmasına devam etmiştir. O anda durumun farkında olmayan Muller, kısa bir beyin egzersizinden sonra Dyson'ın yıllar içinde geliştirdiği bir konuda pratik yaptığını anlar: dinleme becerisi.

Çünkü yemek sırasında fark etmiştir ki, Dyson onunla ilgili bir şeyler öğrenmiş olmasına rağmen, Muller ondan hiçbir şey öğrenmemiştir. Ertesi gün bir öğle yemeğine daha çıkarlar ama bu sefer çok fazla konuşmamaya dikkat eder. Dyson'ı harekete geçirecek sorular sormaya konsantre olmuştur. Yaptığı denemede başarılı olan Muller, Dyson ile çıktığı o yemekte onun fizik, matematik ve dünya hakkındaki keskin görüşleri hakkında çok şey öğrenmiştir.

Kıssadan hisse: Dinleme dediğimiz unsur aslında bir sanat. Konsantre bir şekilde yapılan dinleme, ilgili soruları gerçek zamanlı olarak sormanızı sağlar ve karşınızdakini daha iyi anlamayı kolaylaştırır. İyi bir dinleyici olun!

En İdeal Sunum Süresi

En ideal sunum süresi

Daha önceki tecrübelerimden ve bazı çuvallama deneyimlerimden sonra ciddi bir araştırma sürecine girdim: En ideal sunum süresi nedir? 

Geçtiğimiz yılın sonuna doğru akademik bir ortamda bildiri sunma fırsatına sahip olmuştum. Lisans öğrencisiyken bunu yapmak benim için zordu ve geç kabul edilmemden ötürü zamanım kısıtlıydı. Araştırdığım konuya hakim olmama rağmen iyi bir çalışma ortaya koymak istiyordum. Tecrübesiz olmanın büyük bir dezavantaj sağladığını sonradan öğrenecektim.

Sempozyum başladığında ilk sunumları dinlemek için konferans salonuna gittim. Tam 15 dakika süremiz vardı ve zamanı kontrol etmek önemliydi. İnsanlar çuvallayınca ben aydınlandım ve ilk oturumdan çıkarak otel odasına döndüm. Hazırladığım slaytta 50'den fazla sayfa vardı ve kısa sürede azaltmalıydım. Benim bildirim ertesi gün olduğundan otel odasına kapandım ve çalışmayı kısaltabildiğim kadar kısaltmayı denedim. Kendimce başarılı olduğumu sanıyordum, kendi bildirimi sunduğum sırada, 15 dakika dolmasına rağmen hala bitirememiştim. Moderatörün gözüne baktım ve artık sonuca bağlamam gerektiğini anladım. Bilgileri toparladıktan sonra 18 dakika gibi bir sürede kürsüden indiğimi farkettim. 

Asıl konuya dönecek olursak, ideal sunum süresini ve programlamasını ayarlamak önemli. Bunu yapabilmek için Guy Kawasaki'nin 10-20-30 Kuralı'na inanın, secde edin:

Guy Kawasaki 10-20-30 Kuralı

  1. En fazla 10 slayt
  2. Sunum için 20 dakika
  3. Minimum yazı tipi (font) boyutu 30pt
Yukarıdaki kuralı uygularsanız, yalnızca önemli noktalara konsantre olmayı ve saçmalamayı bırakmayı öğreneceksiniz. Bu kural bulunduğunuz ortama göre biraz esneklik kazanabilir, benim durumumda 15 dakika gibi bir sürede anlatmaya çalışmak gibi. Yine de 10 slaytı aşmamaya dikkat etmek gerekiyor.  

Çok Haklısın George Lucas

George Lucas

"İster Julius Caesar, Napoleon ya da Adolf Hitler olsun, demokrasiden vazgeçme fikrini -çoğu zaman kriz dönemlerinde vazgeçilir- tarih boyunca görürsünüz" - George Lucas

Galaktik Cumhuriyet Parlamentosu'nun Palpatine'in başını çektiği darbeyle yıkılmasına şahit olduğunda Padme Amidala Naberrie'nin gözlemlediği gibi, özgürlük bazen alkışlar eşliğinde de ölüyordu. 

Popülist Siyasetçiler

Popülist Siyasetçiler

Popülist siyasetçileri demokrat siyasetçilerden ayıran, yegane geçerli iradenin kendilerine oy verenler olduğunu savunmalarıdır. Böylece aslında demokratik anlayışın temelinde olması gereken çoğulculuğu baştan arka plana atarlar.

İç Sıkıntısı

İç Sıkıntısı

Her zaman olan bir şey değil. Korkuyla karışık bir zaaf.

Rasyonel Beklentiler

Rasyonel Beklentiler Kuramı

Bir şeyin gerçekleşmesini beklentiler inşa eder. Bu bir kuramdır. Rasyonel beklentiler kuramı. Ülkeler, ülkeleri yönetenler, o ülkelerdeki kurumlar veya o ülkelerdeki kurumlarda çalışan itibarlı kişiler beklentileri etkileyerek gerçekleşmeye yön verebiliyorlar.

Bunu neden anlatıyorum?

Çünkü, hiçbir şey üretmeyip sadece tüketen ülkemize yatırım yapanlar Sabah gazetesi okumuyor. Neden yatırım yapmamaları gerektiği konusunda rasyonel gerekçeler sunabiliyorlar.

Daha da kötüsü ne biliyor musun?

Bizim yaptıklarımızı suratımıza vuruyorlar. Siz böyle yaptığınız için biz yatırım yapmıyoruz diyorlar.

Dolar neden 3.90'ları gördü demeyin, bizim yüzümüzden...